exclure
01
dışlamak, hariç tutmak
empêcher quelqu'un de faire partie d'un groupe ou d'une activité
Örnekler
Le comité a voté pour exclure le membre inactif.
Komite, etkin olmayan üyeyi dışlamak için oy kullandı.
02
dışlamak
mettre à l'écart, ne pas prendre en compte
Örnekler
Cette théorie exclut toute possibilité d' erreur.
Bu teori, herhangi bir hata olasılığını dışlar.
03
hariç tutmak, çıkarmak
supprimer ou retirer quelque chose/quelqu'un d'un ensemble
Örnekler
Excluez ces anciennes données de votre analyse.
Bu eski verileri analizinizden çıkarın.
04
dışlamak, engellemek
empêcher l'accès ou la participation
Örnekler
Son handicap l' exclut de certaines activités.
Engelli durumu onu bazı etkinliklerden dışlar.



























