Ara
essuyer
01
silmek, temizlemek
enlever la saleté ou les traces en frottant avec un tissu
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzensiz
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
essuie
1. çoğul kişi
essuyons
gelecek zamanda 1. kişi
essuierai
şimdiki zaman ortacı
essuyant
geçmiş zaman ortacı
essuyé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
essuyions
Örnekler
Elle essuie les miettes sur la table après le petit-déjeuner.
Kahvaltıdan sonra masadaki kırıntıları siler.
02
acı çekmek, katlanmak
subir une critique, un échec ou une attaque
Örnekler
L'entreprise a essuyé de lourdes pertes cette année.
Şirket bu yıl ağır kayıplar yaşadı.



























