Ara
enfermer
01
hapsetmek, kapatmak
confiner quelqu'un dans un espace contre sa volonté
Örnekler
Les gardes ont enfermé le prisonnier dans sa cellule.
Gardiyanlar mahkumu hücresine kapattılar.
02
kendini kapatmak, kendini soyutlamak
se couper volontairement des autres, physiquement ou mentalement
Örnekler
Elle s'est enfermée dans sa chambre pour pleurer.
O, ağlamak için odasına kapanmış.
03
kapatmak, kilitlemek
mettre quelque chose ou quelqu'un dans un espace clos pour le protéger ou le cacher
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
enferme
1. çoğul kişi
enfermons
gelecek zamanda 1. kişi
enfermerai
şimdiki zaman ortacı
enfermant
geçmiş zaman ortacı
enfermé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
enfermions
Örnekler
Elle enferme ses bijoux dans le coffre-fort.
Mücevherlerini kasada kilitler.



























