Ara
inward
01
içe/merkeze doğru
toward the center or inside of something
dil bilgisi bilgileri
Örnekler
The path led inward through the dense forest, away from the outer edges.
Yol, dış kenarlardan uzakta, yoğun ormanın içinden içeri doğru gidiyordu.
02
içe doğru, içsel olarak
toward one's inner thoughts, emotions, or consciousness
Örnekler
To understand her feelings, she had to look inward.
Duygularını anlamak için içe bakması gerekiyordu.
inward
01
içe dönük, içeri doğru
directed or moving toward the inside or center
Örnekler
The inward pull of gravity keeps celestial bodies in orbit around the sun.
Yerçekiminin içe doğru çekimi, gök cisimlerinin güneş etrafında yörüngede kalmasını sağlar.
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most inward
karşılaştırma derecesi
more inward
derecelendirilebilir
Örnekler
The speech stirred an inward feeling of hope and determination in the audience.
Konuşma, dinleyicilerde umut ve kararlılık duygusunu içsel bir şekilde harekete geçirdi.



























