to induce
in
ɪn
in
duce
ˈdju:s
dyoos
indue

"induce"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to induce
01

ikna etmek

to influence someone to do something particular 
Ditransitive: to induce sb to do sth
to induce definition and meaning
Örnekler
Management used a cash bonus to induce workers to take on risky offshore assignments. 

Yönetim, çalışanları riskli denizaşırı görevleri üstlenmeye teşvik etmek için nakit bir bonus kullandı.

02

ortaya çıkmasına neden olmak

to trigger a particular event, condition, or response 
Transitive: to induce a condition or response
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
induce
3. tekil kişi
induces
şimdiki zaman ortacı
inducing
basit geçmiş zaman
induced
geçmiş zaman ortacı
induced
Örnekler
The medication can induce drowsiness in patients. 

İlaç, hastalarda uyuşukluğa neden olabilir.

03

tümevarım yapmak, sonuç çıkarmak

to derive general principles or conclusions from specific observations or instances 
Transitive: to induce principles or conclusions
Örnekler
Scientists induce theories about natural phenomena by analyzing experimental data and making observations in the field. 

Bilim insanları, deneysel verileri analiz ederek ve sahada gözlemler yaparak doğal olaylar hakkında teoriler türetir.

04

indüklemek, oluşturmak

to generate or create an electric charge, current, or magnetic state within a conductor or material 
Transitive: to induce an electric or magnetic charge
Örnekler
The changing magnetic field induced an electric current in the wire coil, powering the electromagnet. 

Değişen manyetik alan, tel bobinde bir elektrik akımı indükledi, elektromıknatısı güçlendirdi.

05

başlatmak, tetiklemek

to medically start a woman’s labor to help her give birth 
Örnekler
The doctor decided to induce labor because the baby was overdue. 

Doktor, bebek geciktiği için doğumu başlatmaya karar verdi.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store