Ara
expansive
Örnekler
The mansion ’s expansive grounds included gardens, fountains, and walking paths.
Konağın geniş arazileri bahçeler, çeşmeler ve yürüyüş yollarını içeriyordu.
02
genişleyebilir, esnek
able to increase in size or volume
Örnekler
The expansive soil caused the foundation of the building to shift over time.
Genişleyebilen toprak, binanın temelinin zamanla yer değiştirmesine neden oldu.
03
geniş, kapsamlı
broad in scope or influence
Örnekler
The artist ’s work was known for its expansive use of color and form.
Sanatçının çalışması, renk ve biçimin geniş kapsamlı kullanımıyla tanınıyordu.
Örnekler
The couple enjoyed an expansive lifestyle, complete with a sprawling mansion and multiple vacation homes.
Çift, geniş bir malikane ve birden fazla tatil eviyle dolu, şatafatlı bir yaşam tarzının tadını çıkardı.
Örnekler
The expansive coach always encouraged his team with enthusiastic pep talks and open communication.
Dışa dönük koç, her zaman takımını coşkulu motive edici konuşmalar ve açık iletişimle teşvik etti.
05
coşkulu, görkemli
exhibiting extreme euphoria and sense of self-importance
Örnekler
In his expansive state, he felt an overwhelming confidence that bordered on arrogance.
Genişleyen halinde, küstahlığa sınır olan ezici bir güven hissediyordu.
Leksikal Ağaç
expansively
expansivity
unexpansive
expansive
expans



























