Ara
to emanate
01
kaynaklanmak
to come out or flow, often from a specific source
Intransitive: to emanate from a source
Örnekler
Laughter and joy emanated from the children playing in the park.
Parkta oynayan çocuklardan kahkaha ve neşe yayılıyordu.
02
yayılmak
to send forth or give out energy, light, sound, or an abstract quality
Transitive: to emanate a wave or substance
Örnekler
The streetlights emanated a soft glow, casting gentle illumination on the nighttime streets.
Sokak lambaları, gece sokaklarına nazik bir aydınlatma yayarak yumuşak bir parıltı yayıyordu.
Leksikal Ağaç
emanation
emanate



























