Ara
eerie
01
ürkütücü, tedirgin edici
inspiring a sense of fear or unease
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
eeriest
karşılaştırma derecesi
eerier
derecelendirilebilir
Örnekler
The old cemetery had an eerie atmosphere, especially as the wind whispered through the tombstones.
Eski mezarlık, özellikle rüzgar mezar taşları arasında fısıldadığında, ürkütücü bir atmosfere sahipti.
02
ürkütücü, tedirgin edici
feeling frightened or unsettled
Örnekler
The eerie boy clung to his mother during the thunderstorm.
Ürkütücü çocuk, fırtına sırasında annesine sarıldı.



























