Ara
to die
01
ölmek
to no longer be alive
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
durum fiili
düzenli
şimdiki zaman
die
3. tekil kişi
dies
şimdiki zaman ortacı
dying
basit geçmiş zaman
died
geçmiş zaman ortacı
died
Örnekler
Tragically, several people died in the car accident on the highway.
Trajik bir şekilde, otoyoldaki araba kazasında birkaç kişi öldü.
02
arıza yapmak, birdenbire durmak (makine)
to suddenly malfunction or stop operating
Intransitive
Örnekler
My phone died during the important conference call.
Önemli konferans görüşmesi sırasında telefonum öldü.
03
unutulmak
to cease to exist or be forgotten
Intransitive
Örnekler
The language of their ancestors is dying, and few speak it now.
Atalarının dili ölüyor ve şimdi çok az kişi konuşuyor.
04
sönmek
(of a fire or light) to no longer be burning or shining
Intransitive
Örnekler
The streetlight died, and the street became pitch black.
Sokak lambası söndü, ve sokak zifiri karanlık oldu.
05
çok istemek
to have a strong longing or intense desire for something or someone
Transitive: to die to do sth | to die for sth
Örnekler
They 're dying to know the secret you've been keeping.
Sakladığın sırrı öğrenmek için ölüyorlar.
Die
01
zar, oyun zarı
a small cube marked on each face with one to six spots, used in games of chance
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
dice/dies
Örnekler
Rolling a six on the die gave him an extra turn.
Zarda altı atmak ona ek bir tur verdi.
02
bir tür şekillendirme aleti
a tool used for shaping or forming metal
Örnekler
The die was made to exact specifications.
Kalıp, tam spesifikasyonlara göre yapıldı.
03
kılavuz, diş açma kalıbı
a cutting tool fitted into a diestock to cut external threads on screws, bolts, pipes, or rods
Örnekler
Using a die, he repaired the stripped screw threads.
Bir kılavuz kullanarak, vidaların aşınmış dişlerini onardı.



























