to constrain
cons
ˈkəns
kēns
train
treɪn
trein
appertainchampaignentertainmultilane

"constrain"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to constrain
01

zorlamak, mecbur etmek

to force someone to act in a certain way 
Ditransitive: to constrain sb to do sth
to constrain definition and meaning
Örnekler
The tight deadline constrained the team to work late nights to complete the project on time. 

Sıkı teslim tarihi, ekibin projeyi zamanında tamamlamak için gece geç saatlere kadar çalışmasını zorladı.

02

kısıtlamak, sınırlamak

to impose restrictions or limitations that narrow the range of possibilities or actions available 
Transitive: to constrain sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
constrain
3. tekil kişi
constrains
şimdiki zaman ortacı
constraining
basit geçmiş zaman
constrained
geçmiş zaman ortacı
constrained
Örnekler
Safety regulations constrained the design of the building, limiting architectural creativity. 

Güvenlik düzenlemeleri, binanın tasarımını kısıtlayarak mimari yaratıcılığı sınırladı.

03

kısıtlamak

to restrict movement or actions through restraint or confinement 
Transitive: to constrain sb/sth
Örnekler
The handcuffs constrain his movements, preventing him from fleeing. 

Kelepçeler hareketlerini kısıtlar, kaçmasını engeller.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store