brazen
bra
ˈbreɪ
brei
zen
zən
zēn
hazanemblazon

"brazen"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

brazen
01

yüzsüz

behaving without shame or fear and refusing to follow traditional rules or manners 
brazen definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most brazen
karşılaştırma derecesi
more brazen
derecelendirilebilir
Örnekler
The employee's brazen attitude during the meeting surprised everyone as she openly challenged the boss's decisions. 

Toplantı sırasında çalışanın yüzsüz tavrı, patronun kararlarını açıkça sorguladığı için herkesi şaşırttı.

02

pirinç rengi

having a bright, shiny yellow or gold color like polished brass 
Örnekler
The sunsets in the desert painted the sky with brazen colors of orange and gold. 

Çöldeki gün batımları, gökyüzünü turuncu ve altın rengi parlak renklerle boyadı.

to brazen
01

yüzsüzce karşılamak, cüretle yüzleşmek

to face something with bold defiance 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
brazen
3. tekil kişi
brazens
şimdiki zaman ortacı
brazening
basit geçmiş zaman
brazened
geçmiş zaman ortacı
brazened
Örnekler
She brazened her way into the VIP section without an invitation. 

O, davet olmadan VIP bölümüne cüretle girdi.

Leksikal Ağaç

brazenly
brazenness
brazen
App
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store