Ara
brazen
01
yüzsüz
behaving without shame or fear and refusing to follow traditional rules or manners
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most brazen
karşılaştırma derecesi
more brazen
derecelendirilebilir
Örnekler
The teenager's brazen disregard for curfew angered his parents, who were shocked by his bold defiance.
Gençin yasak saati için yüzsüzce umursamazlığı, ebeveynlerini kızdırdı ve onların cesur meydan okuması karşısında şok oldular.
02
pirinç rengi
having a bright, shiny yellow or gold color like polished brass
Örnekler
The artist captured the essence of a sunrise with a brazen palette, blending vibrant yellows and golds on the canvas.
Sanatçı, bir gün doğumunun özünü parlak bir paletle yakalayarak, tuval üzerinde canlı sarılar ve altınları harmanladı.
to brazen
01
yüzsüzce karşılamak, cüretle yüzleşmek
to face something with bold defiance
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
brazen
3. tekil kişi
brazens
şimdiki zaman ortacı
brazening
basit geçmiş zaman
brazened
geçmiş zaman ortacı
brazened
Örnekler
The politician brazened through the controversy, doubling down on his statements.
Politikacı, tartışmayı pervasızca göğüsledi ve açıklamalarında ısrar etti.



























