Ara
wan
01
solgun, bitkin
pale or sickly, typically due to fear, illness, or exhaustion
Örnekler
The patient ’s wan face indicated that the treatments were taking a toll on his health.
Hastanın solgun yüzü, tedavilerin sağlığına zarar verdiğini gösteriyordu.
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
wanest
karşılaştırma derecesi
waner
derecelendirilebilir
Örnekler
Her wan expression seemed to reflect the dim, fading light of the overcast sky.
Her solgun ifade, bulutlu gökyüzünün loş, soluk ışığını yansıtıyor gibiydi.
03
soluk, donuk
(of a smile) unenthusiastic in expression
Örnekler
He forced a wan smile, trying to appear polite.
O, nazik görünmeye çalışarak soluk bir gülümseme zorladı.
to wan
01
solmak, güçten düşmek
to lose vitality and become visibly weak or lifeless
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
durum fiili
düzenli
şimdiki zaman
wan
3. tekil kişi
wans
şimdiki zaman ortacı
wanning
basit geçmiş zaman
wanned
geçmiş zaman ortacı
wanned
Örnekler
She wanned with each passing hour, drained by grief.
O, her geçen saatle birlikte soluyordu, kederle tükenmiş.
Leksikal Ağaç
wanly
wanness
wan



























