Ara
to stick out
[phrase form: stick]
01
gözükmek, fark edilmek
to be easily noticed, often due to being different from the surrounding elements
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
durum fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
out
temel fiil
stick
şimdiki zaman
stick out
3. tekil kişi
sticks out
şimdiki zaman ortacı
sticking out
basit geçmiş zaman
stuck out
geçmiş zaman ortacı
stuck out
Örnekler
The sparkling diamond necklace stuck out on the woman's neck, catching everyone's attention.
Parlayan elmas kolye, kadının boynunda göze çarpıyordu, herkesin dikkatini çekiyordu.
02
çıkmak, uçmak
to extend beyond the surface or edge of something
Örnekler
A small island was sticking out in the middle of the lake.
Küçük bir ada gölün ortasında dışarı çıkıyordu.
03
katlanmak, dayanmak
to tolerate something or someone unpleasant
Örnekler
They were determined to stick out the tough times together.
Zor zamanları birlikte göğüslemeye kararlıydılar.



























