salient
sa
ˈseɪ
sey
lient
liənt
lient
British pronunciation
/sˈe‍ɪli‍ənt/

"salient"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

salient
01

göze çarpan

standing out due to its importance or relevance
ApprovingApproving
FormalFormal
example
Örnekler
The artist strategically used bold colors to make the salient features of the painting stand out, capturing viewers' attention.
Sanatçı, tablonun belirgin özelliklerini öne çıkarmak için stratejik olarak cesur renkler kullandı ve izleyicilerin dikkatini çekti.
02

çıkıntılı, belirgin

(of an angle) extending outward from a surface or structure
example
Örnekler
Salient angles are common in star-shaped fortifications.
Çıkıntılı açılar, yıldız şeklindeki tahkimatlarda yaygındır.
03

heraldik : ön ayakları kalkık ve vücudu öne eğik olarak sıçrayan şekilde tasvir edilen, sıçrayan pozisyonda (heraldik) : ön bacakları kalkık ve gövdesi öne eğik olarak betimlenen

depicted in heraldry as a leaping figure with forelegs raised and body angled forward
example
Örnekler
A salient griffin adorned the family's coat of arms.
Bir sıçrayan grifon, ailenin armasını süslüyordu.
Salient
01

çıkıntı, ileri uç

a forward-pointing section of a military line that extends closest to enemy forces
example
Örnekler
Artillery fire concentrated on the exposed salient.
Topçu ateşi, açıkta kalan çıkıntı üzerinde yoğunlaştı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store