Ara
Reprieve
01
gecikme, rahatlama
a temporary alleviation from harm, difficulty, or discomfort
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
reprieves
Örnekler
Rain offered a welcome reprieve to the drought-stricken crops.
Yağmur, kuraklıktan etkilenen mahsullere hoş bir mühlet sundu.
02
ceza erteleme
a temporary postponement or cancellation of a punishment
Örnekler
A compassionate judge may offer a reprieve to a first-time offender, providing an opportunity for rehabilitation instead of imprisonment.
Şefkatli bir yargıç, ilk kez suç işleyen birine hapis yerine rehabilitasyon fırsatı sunarak ertelemeyi teklif edebilir.
03
soluklanma, ara
an interruption or temporary reduction in intensity or amount
Örnekler
The break in production was a reprieve from constant noise.
Üretimdeki kesinti, sürekli gürültüden bir mola oldu.
to reprieve
01
ertelemek, geçici olarak rahatlatmak
relieve temporarily
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
reprieve
3. tekil kişi
reprieves
şimdiki zaman ortacı
reprieving
basit geçmiş zaman
reprieved
geçmiş zaman ortacı
reprieved
02
ertelemek, affetmek
to delay or cancel a punishment, especially an execution
Örnekler
She was reprieved at the last minute.
Son anda affedildi.



























