Ara
refreshing
01
ferahlatıcı, canlandırıcı
giving a renewed sense of energy
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
şimdiki ortaç sıfatı
niteliksel
üstünlük derecesi
most refreshing
karşılaştırma derecesi
more refreshing
derecelendirilebilir
alan
sensation, experience, wellbeing
Örnekler
The cold, crisp watermelon was refreshing on a hot summer day.
Soğuk, gevrek karpuz sıcak bir yaz gününde ferahlatıcıydı.
Örnekler
The manager's refreshing approach to problem-solving surprised the entire staff.
Yöneticinin sorun çözmedeki ferahlatıcı yaklaşımı tüm personeli şaşırttı.
LanGeek
Mobil Uygulamamızı İndirin
Leksikal Ağaç
refreshingly
refreshing
refresh



























