Ara
to ramble
01
kır bayır dolaşmak
to take a long walk for pleasure in the countryside with no particular destination
Dialect
British
Intransitive
Örnekler
On sunny weekends, the couple loves to ramble through the rolling hills.
Güneşli hafta sonlarında, çift dalgalı tepelerde gezinmeyi sever.
02
ipsiz sapsız konuşmak
to continue speaking or writing in a lengthy, unfocused, or wandering manner without a clear or organized structure
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
ramble
3. tekil kişi
rambles
şimdiki zaman ortacı
rambling
basit geçmiş zaman
rambled
geçmiş zaman ortacı
rambled
Örnekler
During the lecture, the professor tended to ramble, touching on various topics.
Ders sırasında profesör, çeşitli konulara değinerek saçmalamaya meyilliydi.
03
dolaşmak, gezinmek
to move about aimlessly or without any specific destination
Intransitive
Örnekler
Feeling restless, he decided to ramble through the city streets.
Huzursuz hissederek, şehir sokaklarında dolaşmaya karar verdi.
Ramble
01
amaçsız gezinme, dolaşma
an aimless amble on a winding course
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
rambles
02
gezinme
a long walk for pleasure in the countryside with no particular destination
Dialect
British
Leksikal Ağaç
rambler
rambling
rambling
ramble



























