Ara
to put away
01
bir kenara bırakmak, bir tarafa koymak
to place something where it should be after using it
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılabilir
edat
away
temel fiil
put
şimdiki zaman
put away
3. tekil kişi
puts away
şimdiki zaman ortacı
putting away
basit geçmiş zaman
put away
geçmiş zaman ortacı
put away
Örnekler
The decorations were boxed up and put away for next year.
Süslemeler kutulandı ve gelecek yıl için kaldırıldı.
02
atmak
to discard something, especially something that is no longer useful or necessary
Örnekler
The milk had gone bad, so I had to put it away.
Süt bozulmuştu, bu yüzden onu atmak zorunda kaldım.
03
silip süpürmek, mideye indirmek
to eat a large amount of food quickly
Örnekler
He was so hungry, he put away the entire pizza in minutes.
O kadar açtı ki, bütün pizzayı birkaç dakika içinde bitirdi.
04
uyutmak, öldürmek
to mercifully end an animal's life, often through a lethal injection
Örnekler
The vet had to put away the dog because of its severe injuries.
Veteriner, köpeği ağır yaraları nedeniyle uyutmak zorunda kaldı.
05
bırakmak, terk etmek
to quit a bad habit or behavior, especially if it's an addiction
Örnekler
She finally decided to put her drug addiction away and seek help.
Sonunda uyuşturucu bağımlılığını bırakmaya ve yardım aramaya karar verdi.
06
hapsetmek, kapatmak
to place someone in a prison or a mental institution
Örnekler
After the trial, they put him away for ten years.
Duruşmadan sonra onu on yıl boyunca hapse attılar.
07
bertaraf etmek, kesin bir şekilde yenmek
to defeat an opponent decisively in a competition or game
Örnekler
The champion put away his challenger in just three rounds.
Şampiyon, rakibini sadece üç rauntta bertaraf etti.
08
bir kenara bırakmak, unutmak
to stop thinking or worrying about something
Örnekler
She decided to put away her doubts and take the risk.
Şüphelerini bir kenara bırakmaya ve risk almaya karar verdi.
09
biriktirmek, kenara koymak
to save money for future use
Örnekler
Every month, she puts a portion of her salary away for retirement.
Her ay, maaşının bir kısmını emeklilik için biriktirir.



























