Ara
to lay down
[phrase form: lay]
01
kural koymak
to officially state that something, such as a principle or rule must be obeyed
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılabilir
edat
down
temel fiil
lay
şimdiki zaman
lay down
3. tekil kişi
lays down
şimdiki zaman ortacı
laying down
basit geçmiş zaman
laid down
geçmiş zaman ortacı
laid down
Örnekler
The teacher laid down the rules for the classroom.
Öğretmen sınıf için kuralları koydu.
02
teslim olmak, silah bırakmak
to stop trying or fighting, and admit defeat
Örnekler
The employee laid her tools down and walked off the job.
Çalışan, aletlerini bıraktı ve işi bıraktı.
03
uzanmak, yatmak
to intentionally fall off a motorcycle to avoid a collision
Örnekler
The motorcycle rider laid down to avoid hitting a car that had pulled out in front of him.
Motorsiklet sürücüsü, önüne çıkan bir arabaya çarpmamak için yatırdı.
04
bırakmak, koymak
to stop holding or using something
Örnekler
The worker laid his tools down to take a break.
İşçi, mola vermek için aletlerini bıraktı.
05
istifa etmek, bırakmak
to resign or retire from a job, responsibility, or position
Örnekler
The president laid down the office after two terms in office.
Başkan, iki dönem görev yaptıktan sonra istifa etti.
06
biriktirmek, toplamak
to gradually gather and store something
Örnekler
The body lays down fat when it consumes more calories than it burns.
Vücut, yaktığından daha fazla kalori tükettiğinde yağ biriktirir.



























