kelpkick the can down the road
kelpkick the can down the road
kelp[n]

laminariales

kelpie[n]

kelpie,sivri kulaklı Avustralya çoban köpeği

kemari[n]

kemari

ken[n][v]

bilgi,anlayış • bilmek,anlamak

ken burns effect[n]

Ken Burns efekti

ken doll[n]

Ken bebek

kendama[n]

kendama

kendo[n]

kendo,bambu kılıçları ve koruyucu zırh ile kılıç kullanma üzerine odaklanan bir Japon dövüş sanatı

kendogi[n]

kendogi,geleneksel kendo giysisi

kendoka[n]

kendo uygulayıcısı,kendoka

kennel[n][v]

hayvan kulübesi • köpekhane'ye koymak,köpek kulübesine yerleştirmek

keno[n]

keno oyunu

kentucky[n]

Amerika Birleşik Devletleri'nin doğu merkezinde bir eyalet; Amerikan İç Savaşı sırasında bir sınır eyaleti; yarış atı yetiştiriciliği ile ünlü,Kentucky

kenya[n]

Kenya

kenyan[n][adj]

Kenyalı,Kenya'lı • kenyalı

kepler-poinsot polyhedron[n]

Kepler–Poinsot çokyüzlü

keppel[adj]

açık camgöbeği

keratinocyte[n]

keratin üreten epidermik hücre

keratosis pilaris[n]

keratosis pilaris

kerb[n]

bordür (yol kenarındaki)

kerchief[n]

eşarp

kereru[n]

kererū güvercini

kermode bear[n]

kermode ayısı

kernel[n]

çekirdek,öz

kerosene[n]

gazyağı,kerosen

kerry hill[n]

Kerry Hill koyunu

kestrel[n]

kerkenez

ketamine[n]

ketamin

ketchup[n]

ketçap

ketogenic[adj]

ketojenik,ketozisle ilgili

ketone[n]

keton,karbonil bileşiği

kettle[n]

su ısıtıcısı

kettlebell lifting[n]

kettlebell kaldırma,kettlebell ile ağırlık kaldırma

kettledrum[n]

timpani

kevin[n]

bir Kevin,bir Kevin tipi

kevlar[n]

Kevlar,sentetik liflerden yapılmış, yüksek darbe direnci nedeniyle genellikle kurşun geçirmez yelekler, kasklar ve lastikler gibi koruyucu ekipmanlarda kullanılan güçlü ve hafif bir malzeme

key[n][adj][v]

anahtar • önemli • tanımlamak,sınıflandırmak

key card[n]
key chain[n]

anahtarlık

key cutting[phrase]
key fob[n]

uzaktan kumandalı anahtar,anahtar uzaktan kumanda

key grip[n]

çekim sorumlusu

key in[v]

girmek,yazmak

key lighting[n]

anahtar aydınlatma

key lime[n][adj]

küçük sarı yeşil limon • sarımsı yeşil

key ring[n]

anahtar halkası

key signature[n]

başlık

keyboard[n]

klavye

keyboard glockenspiel[n]

klavye çan sesi

keyboard player[n]

klavye çalıcısı,klavyeci

keyboard warrior[n]

klavye savaşçısı,tuş savaşçısı

keyboardist[n]

klavyeci

keycard[n]

kart anahtar

keyed up[adj]

gergin,sinirli

keyhole saw[n]

tilki kuyruğu testere

keyhole surgery[n]

minimal invaziv cerrahi,anahtar deliği cerrahisi

keyless[adj]

anahtarsız,anahtarsız çalışan

keypad[n]

keypad

keystone[n]

temel taşı

keystone species[n]

kilit taşı türü,anahtar tür

kg[n]

kilogram,kilo

khachapuri[n]

haçapuri

khaki[adj]

haki

khakis[n]

khaki pantolon

khaleegy[n]

khaleegy dansı

khao kha mu[n]

khao kha mu

khao khluk kapi[n]

khao khluk kapi

khao mok gai[n]

khao mok gai

khao niao[n]

khao niao

khao pad[n]

khao pad

khao soi[n]

khao soi

kheer[n]

kheer

khichdi[n]

khichdi

khigga[n]

khigga dansı

khinkali[n]

hinkali

khoisan languages[n]

Khoisan dilleri

khorovats[n]

khorovats

kiang[n]

tibet atı

kibbeh[n]

içli köfte

kick[v][phrase][n]

tekmelemek • tekme

kick a habit[phrase]
kick around[v]

gayri resmi olarak tartışmak,gözden geçirmek

kick ass[phrase]

başarılı olmak

kick back[v]

geriye doğru savrulmak,şiddetle geri tepmek

kick bucket[n]

atık kovası

kick down[v]

tekmeleyerek kırmak,tekme ile yıkmak

kick feet up[phrase]

ayaklarını uzatıp dinlenmek

kick in[v]

tekmek,kırmak

kick in the pants[phrase]
kick in the teeth[phrase]

beklenmedik darbe

kick off[v]

başlatmak,başlamak

kick out[v]

kovmak,uzaklaştırmak

kick pad[n]

tekme pedi,vuruş minderi

kick rocks[phrase]
kick scooter[n]

trottinet,kaykay

kick sled[n]

tekme kızağı,ayaklı kızak

kick stomp[v]

enerjik bir şekilde tepinmek,ritmik bir şekilde ayak vurmak

kick the bucket[phrase]

nalları dikmek

kick the can[phrase]

teneke tekmelemece

kick the can down the road[phrase]

sorunu erteleyip durmak

LanGeek
Uygulamayı İndir