stadtmauerstiefsohn
/ 11
stadtmauerstiefsohn
stadtmauer[n]

şehir duvarı,sur

stadtplan[n]

şehir planı,kent haritası

stadtrand[n]

banliyö,şehir çevresi

stadtteil[n]
stadttor[n]

şehir kapısı,kent girişi

stadtviertel[n]

mahalle,semt

stadtwerke[n]
stagnieren[v]

durgunlaşmak,tıkanmak

stahl[n]
stall[n]

ahır,at ahırı

stamm[n]
stammbaum[n]

soy ağacı,şecere

stammen[v]

gelmek,kaynaklanmak

stämmig[adj]
stammkunde[n]

düzenli müşteri,sadık müşteri

stampfen[v]
stampfer[n]

ezici,döveç

stand-up-comedy[n]

stand-up komedi,tek kişilik komedi gösterisi

standard[n]

standart,ölçüt

standardisiert[adj]

standartlaştırılmış,normalleştirilmiş

standardsprache[n]
standesamt[n]

nüfus dairesi,evlendirme dairesi

ständig[adj]

sürekli,daimi

standpunkt[n]

bakış açısı,görüş

stapel[n]

yığın,istif

star[n]

yıldız,star

stark[adj]

güçlü,kuvvetli

stärke[n]
starren[v]

gözlerini dikmek

start[n]

başlangıç,start

start-up[n]

girişim,start-up

starten[v]

başlatmak

statement[n]

açıklama,ifade

station[n]

servis,bölüm

stationär[adj]
statistik[n]

istatistik,istatistikler

statistisch[adj]

istatistiksel

statt[prep]

yerine,karşılık olarak

stattfinden[v]

gerçekleşmek,yapılmak

statur[n]

vücut yapısı,fiziksel yapı

stau[n]

trafik sıkışıklığı,trafik tıkanıklığı

staub[n]

toz,toz

staubsaugen[v]

elektrik süpürgesiyle temizlemek,vakumlamak

staubsauger[n]

elektrikli süpürge,vakum

staunen[v]

hayran kalmak, şaşırmak

steak[n]

biftek,bonfile

steakmesser[n]

bıçak bıçağı,et bıçağı

stechen[v]

sokmak

stechend[adj]

keskin,delici

stechmücke[n]
steckdose[n]

priz,elektrik prizi

stecken[v]

sıkışmak,takılmak

stecker[n]

fiş,priz

stecknadel[n]

iğne,dikiş iğnesi

steckrübe[n]

şalgam,rutabaga

steg[n]
stehen[v][n]

ayakta durmak,dikilmek • durma,duruş

stehen bleiben[v]

durmak

stehlampe[n]

ayaklı lamba,zemin lambası

stehlen[v]

çalmak,aşırmak

steif[adj]

sert,katı

steigen[v]

tırmanmak,çıkmak

steigern[v]
steigerung[n]

artış,yükselme

steil[adj]

dik,sarp

stein[n]

taş,kaya

steinbock[n]
steinreich[adj]

çok zengin,servet sahibi

steinzeit[n]

Taş Devri,Taş Çağı

stelle[n]

yer,mekan

stellen[v]

koymak,yerleştirmek

stellenbesetzung[n]
stellenweise[adv]

bazı yerlerde, yer yer

stellung[n]

görev,pozisyon

stellungnahme[n]

açıklama,beyan

stemmen[v]
stempel[n]

damga,mühür

steppe[n]
sterben[v]

ölmek,vefat etmek

stereotyp[n]
stern[n]

yıldız

sternbild[n]
sternfrucht[n]

yıldız meyvesi,karambola

sternschnuppe[n]

kayan yıldız,meteor

stetig[adj]

sürekli,düzenli

stets[adv]
steuer[n]

vergi

steuergeld[n]
steuerhinterziehung[n]

vergi kaçakçılığı,vergi kaçırma

steuern[v]
steuerung[n]
steward[n]

hostes,kabin memuru

stich[n]

sokma,ısırık

stichhaltig[adj]

geçerli,ikna edici

stichprobe[n]

örneklem,numune

stichpunkt[n]
stichwort[n]

anahtar kelime,madde başı

stickerei[n]

nakış,nakış işleme sanatı

stiefel[n]

çizme,bot

stiefsohn[n]

üvey oğul,eşin oğlu

LanGeek
Uygulamayı İndir