sohnspendengeld
/ 11
sohnspendengeld
sohn[n]

oğul,erkek çocuk

sojabohne[n]
solange[conj]

sürece

solarium[n]
solartechnik[n]
solartechnologie[n]
solch[pron]

böyle

soldat[n]

asker,er

solidarität[n]

dayanışma

solide[adj]
sollen[v]

meli,malı

sommer[n]

yaz

sommerkleid[n]
sommerkleidung[n]
sonderangebot[n]

özel teklif,kampanya

sondermüll[n]

özel atık,tehlikeli atık

sondern[conj]

aksine,daha ziyade

sonderurlaub[n]
sonne[n]

güneş,gün ışığı kaynağı

sonnenaufgang[n]

gün doğumu,şafak

sonnenblume[n]

ayçiçeği,günebakan

sonnenbrand[n]

güneş yanığı,güneş yanığı

sonnenbrille[n]

güneş gözlüğü,güneş gözlükleri

sonnencreme[n]

güneş kremi,güneş koruyucu

sonnenfinsternis[n]

güneş tutulması,güneşin tutulması

sonnenhut[n]
sonnenschein[n]
sonnenterrasse[n]
sonnenuntergang[n]

gün batımı,gurup

sonnig[adj]

güneşli,ışıltılı

sonntag[n]

pazar,Pazar günü

sonst[adv]

yoksa,aksi takdirde

sorge[n]

endişe,kaygı

sorgen[v]

endişelenmek,kaygılanmak

sorgfältig[adj]

dikkatli,titiz

sorglos[adj]
sortieren[v]
sortiment[n]

ürün yelpazesi,ürün çeşitliliği

soße[n]

sos,sos

souvenir[n]

hatıra,anı

souverän[adj]

kendinden emin,rahat

souveränität[n]
soviel[adv]

bildiğim kadarıyla

sowas[pron]
sowieso[adv]

zaten,her halükârda

sowohl...als auch[conj]

hem...hem de

sozial[adj]
sozialabgabe[n]

sosyal güvenlik katkısı,sosyal katkı

sozialarbeit[n]

sosyal hizmet,sosyal çalışma

sozialarbeiter[n]

sosyal hizmet uzmanı,sosyal çalışmacı

sozialbürokrat[n]
sozialhaushalt[n]
sozialhilfe[n]
sozialismus[n]

sosyalizm,kolektivizm

sozialkunde[n]

sosyal bilgiler,vatandaşlık bilgisi

sozialpädagoge[n]
sozialpädagogik[n]

sosyal pedagoji,toplumsal pedagoji

sozialverhalten[n]
sozialversicherungspflichtig[adj]
sozialverträglich[adj]
soziologe[n]
soziologie[n]

sosyoloji,toplum bilimi

spa[n]

spa,sağlık merkezi

space shuttle[n]
spaghetti[n]

spagetti,spagetti makarna

spalte[n]

çatlak,yarık

spalten[v]
spaltung[n]
spanien[n]

İspanya,İspanya

spanisch[n][adj]

İspanyolca,Kastilya dili • İspanyol,İspanyolca

spannen[v]

göz kulak olmak,dikkatle izlemek

spannend[adj]

heyecan verici,sürükleyici

spannung[n]
spannungsbogen[n]

gerilim yayı,gerilim eğrisi

spannweite[n]

aralık,yayılım

sparen[v]

tasarruf etmek,biriktirmek

spargel[n]

kuşkonmaz,kuşkonmaz

sparkasse[n]

tasarruf bankası,birikim bankası

sparsam[adj]

tutumlu,idareli

sparschäler[n]

soyacak,kabuk soyma aleti

spaß[n]

eğlence,zevk

spaßfaktor[n]

eğlence faktörü,keyif faktörü

spät[adj]

geç,gecikmiş

spaten[n]

kürek,bel

später[adv]

daha sonra,ileride

spätestens[adv]

en geç,en geç

spatz[n]

serçe,serçe kuşu

spazieren gehen[phrase]
spaziergang[n]

yürüyüş,gezinti

specht[n]

ağaçkakan,doktor kuşu

speck[n]

pastırma,bacon

speichern[v]

kaydetmek,saklamak

speisekarte[n]

menü,yemek listesi

speiseröhre[n]
speisewagen[n]

yemekli vagon,restoran vagon

spektakel[n]

gösteri,kargaşa

spektakulär[adj]

muhteşem,görkemli

spekulant[n]
spekulation[n]

spekülasyon

spendengeld[n]
LanGeek
Uygulamayı İndir