schaltungschlau
/ 11
schaltungschlau
schaltung[n]
scham[n]

utanç,ayıp

schämen[v]
schamlos[adj]

utanmaz,yüzsüz

scharf[adj]

keskin,sivri

scharren[v]
schatten[n]

gölge,karanlık alan

schattenspender[n]
schattenspiel[n]

gölge oyunu,gölge tiyatrosu

schätzen[v]

tahmin etmek

schätzung[n]

tahmin,kestirim

schätzungsweise[adv]

yaklaşık olarak,tahminen

schaubild[n]

diyagram,grafik

schauen[v]

bakmak,gözlemlemek

schauer[n]

sağanak,kısa süreli yağmur

schaufel[n]

kürek,bel

schaufenster[n]

vitrin,mağaza vitrini

schauplatz[n]

sahne,mekân

schauspieler[n]

oyuncu,aktör

schauspielerei[n]

oyunculuk,rol yapma

scheck[n]

çek,banka çeki

scheibe[n]

dilim,yuvarlak dilim

scheiden[v]

ayırmak,bölmek

scheiden lassen[v]

boşanmak,resmi olarak evliliği sonlandırmak

scheidung[n]

boşanma,evliliğin sonlandırılması

scheidungsrate[n]

boşanma oranı,boşanma hızı

schein[n]

banknot,kağıt para

scheinbar[adv][adj]
scheinen[v]

parlamak,ışıldamak

scheitel[n]
scheitern[v]

başarısız olmak,iflas etmek

schenken[v]

hediye etmek,armağan etmek

schere[n]

makas,makas çifti

scherz[n]
scheu[n][adj]
scheune[n]

ahır,samanlık

schicht[n]

vardiya,nöbet

schichtdienst[n]

vardiyalı çalışma,nöbet sistemi

schichtung[n]
schick[adj]

şık,zarif

schicken[v]

göndermek,yollamak

schicksal[n]

kader,talih

schieben[v]
schiebermütze[n]
schiedsrichter[n]

hakem,düdükçü

schief[adj]

eğri,yamuk

schiefgehen[v]

ters gitmek,başarısız olmak

schieflaufen[v]

yanlış gitmek,planlandığı gibi gitmemek

schienbein[n]

kaval kemiği,incik kemiği

schiene[n]

ray,demiryolu

schießen[v]

vurmak,fırlatmak

schiff[n]

gemi,tekne

schiffbruch erleiden[phrase]
schifffahrt[n]

denizcilik,deniz taşımacılığı

schild[n]

trafik işareti,yol işareti

schilddrüse[n]
schildern[v]

betimlemek

schilderung[n]
schildkröte[n]

kaplumbağa,tosbağa

schilfinsel[n]
schimpanse[n]

şempanze,insansı maymun

schimpfen[v]

azarlamak, paylamak

schinken[n]

jambon,füme jambon

schippern[v]
schirm[n]

şemsiye,güneş şemsiyesi

schirmmütze[n]
schlacht[n]

savaş,muharebe

schlachten[v]
schlachtruf[n]
schlaf[n]

uyku,dinlenme

schlafanzug[n]

pijama,uyku kıyafeti

schlafdauer[n]
schläfe[n]

şakak,şakak

schlafen[v]

uyumak,dinlenmek

schlafen gehen[v]

uyumaya gitmek,yatmak

schläfer[n]

uyuyan kişi,uykuda olan kimse

schlaflosigkeit[n]
schlafmangel[n]
schläfrig[adj]

uykulu,uykusu gelmiş

schläfrigkeit[n]

uyku hali,uyuklama

schlafsack[n]

uyku tulumu,uyku çantası

schlafsofa[n]

kanepe yatak,yataklı kanepe

schlafstörung[n]

uyku bozukluğu,uykusuzluk

schlafzimmer[n]

yatak odası,yatakhane

schlaganfall[n]
schlagen[v]

vurmak,dövmek

schlagend[adj]

ikna edici,çürütülemez

schlager[n]

Genellikle akılda kalıcı, Almanya'da çok başarılı olan popüler bir şarkı,Genellikle akılda kalıcı, Almanya'da çok başarılı olan popüler bir hit

schläger[n]

kabadayı,zorba

schlaghose[n]
schlagobers[n]
schlagrahm[n]
schlagsahne[n]
schlagwort[n]

slogan,anahtar kelime

schlagzeile[n]

manşet,başlık

schlagzeug[n]

davul seti,bateri

schlammspringer[n]

çamur zıplayanı,çamur atlayıcısı

schlange[n]

kuyruk,sıra

schlank[adj]

ince,zarif

schlau[adj]

akıllı,kurnaz

LanGeek
Uygulamayı İndir