schwiegermuttersessel
/ 11
schwiegermuttersessel
schwiegermutter[n]

kayınvalide,eşin annesi

schwiegersohn[n]

damat,kayın

schwiegertochter[n]

gelin,kız evlatlık

schwiegervater[n]

kayınpeder,eşin babası

schwierig[adj]
schwierigkeit[n]

zorluk,problem

schwimmbad[n]

yüzme havuzu,havuz

schwimmen[v]

yüzmek,yüzme yapmak

schwimmend[adj]
schwindel[n]
schwindelig[adj]
schwindeln[v]

yalan söylemek,uydurmak

schwinden[v]

azalmak,tükenmek

schwindler[n]

dolandırıcı,sahtekar

schwitzen[v]

terlemek,ter atmak

schwören[v]

yemin etmek,ant içmek

schwül[adj]

bunaltıcı,boğucu

schwüle[n]

bunaltıcı sıcak,nemli hava

schwungvoll[adj]

enerjik,canlı

science-fiction[n]

Bilim kurgu,BK

scrabble[n]

Scrabble,Scrabble oyunu

sechseck[n]

altıgen,altı kenarlı şekil

see[n]

göl,su kütlesi

seeanemone[n]
seegurke[n]

deniz hıyarı,holoturya

seehund[n]
seele[n]

ruh,can

seelisch[adj]
seepferdchen[n]

denizatı,deniz aygırı

seestern[n]

denizyıldızı,deniz yıldızı

segelboot[n]
segeln[v]

yelken açmak,yelkenli ile gitmek

segelreise[n]
segeltörn[n]

yelkenli gezisi,yelkenli yolculuğu

segmentieren[v]
sehen[v]

görmek,izlemek

sehenswert[adj]
sehenswürdigkeit[n]

turistik cazibe,görülecek yer

sehnsucht[n]

özlem,hasret

sehr[adv]

çok

seide[n]

ipek,ipek kumaş

seife[n]

sabun,kalıp sabun

seilbahn[n]

teleferik,hava hattı

seilrutsche[n]
sein[v][adj][pron][n]

olmak,bulunmak • onun,kendi • onun • varlık,varoluş

sein las­sen[v]

bırakmak,durdurmak

seit[prep][conj]

beri • beri

seitdem[conj]

o zamandan beri,o andan itibaren

seite[n]

sayfa,yaprak

seitens[prep]
sekretär[n]

sekreter,idari asistan

sekretariat[n]

sekretarya,idari ofis

sekt[n]

köpüklü şarap,şampanya

sekunde[n]

saniye,saniye

selber[pron]

kendim,kendisi

selbst[pron]

kendisi,kendi

selbstachtung[n]
selbstbedienung[n]

self servis,kendi kendine hizmet

selbstbedienungsladen[n]
selbstbewusst[adj]

kendine güvenen,özgüvenli

selbstdisziplin[n]
selbsthilfe[n]
selbstmord[n]
selbstoptimierung[n]
selbstorganisation[n]
selbstständig[adj]

özerk,bağımsız

selbsttätig[adj]
selbstverfasst[adj]

kendi yazdığı,kişisel olarak kaleme alınmış

selbstvermarktung[n]

özpromosyon,kişisel pazarlama

selbstverständlich[adj][adv]

açık, doğal • tabii ki

selbstvertrauen[n]

özgüven,kendine güven

selbstwertgefühl[n]

öz saygı,kendine güven

sellerie[n]

kereviz,yaprak kereviz

selten[adv][adj]

nadiren,seyrek olarak • nadir,ender

seltsam[adj]

tuhaf,garip

semester[n]

yarıyıl,dönem

semesterferien[n]
seminar[n]

seminer

seminararbeit[n]

seminer çalışması,seminer ödevi

semmel[n]
senden[v]

yayınlamak

sender[n]

kanal,istasyon

sendung[n]

yayın,program

senf[n]
senior[n]

yaşlı kişi,emekli

seniorensport[n]
senkrecht[adj]

dikey,dik

sensationell[adj]

sansasyonel,şaşırtıcı

sensibel[adj]

hassas,duyarlı

sensibilität[n]
sensor[n]

sensör,algılayıcı

sensorik[n]
september[n]

eylül,yılın dokuzuncu ayı

sequenz[n]
serie[n]

dizi

server[n]

sunucu

service[n]

hizmet

serviceangestellte[n]
sesam[n]
sessel[n]

koltuk,kollu sandalye

LanGeek
Uygulamayı İndir