s-bahnschalter
/ 11
s-bahnschalter
s-bahn[n]

banliyö treni,şehir içi treni

saal[n]

salon,büyük salon

sachbeschädigung[n]
sachbuch[n]

kurgusal olmayan kitap,bilgi kitabı

sache[n]

şey,nesne

sachgemäß[adj]
sachinformation[n]
sachkenntnis[n]
sachlich[adj]

tarafsız,nesnel

sachverhalt[n]
sachzwang[n]
sack[n]

çuval,torba

säen[v]

ekmek,tohum ekmek

safe[n]

kasa,güvenli

saft[n]

meyve suyu,şıra

saftig[adj]

sulu,özü bol

säge[n]

testere,el testeresi

sagen[v]

söylemek,konuşmak

sahne[n]

krema,kaymak

saison[n]
sake[n]

sake,saké

sakko[n]
salamander[n]
salami[n]
salat[n]

salata,karışık salata

salbe[n]

merhem,pomad

salbei[n]
salon[n]

kuaför,güzellik salonu

salz[n]

tuz,sofra tuzu

salzig[adj]

tuzlu,salamura

salzstreuer[n]

tuzluk,tuz serpici

samen[n]

tohum,çekirdek

sammelband[n]
sammeln[v]

toplamak,biriktirmek

sammler[n]

koleksiyoncu

sampler[n]
samstag[n]

cumartesi,cumartesi günü

samstagabends[adv]
samstagsunterricht[n]
samt[prep][n]

ile birlikte,beraberinde • kadife,mücevher

sämtlich[adj]

tüm,bütün

sand[n]

kum,kum

sandale[n]

sandalet

sandstrand[n]
sandwich[n]

sandviç,sandviç

sandwichmaker[n]

sandviç makinesi,tost makinesi

sanft[adj]

yumuşak,nazik

sänger[n]

şarkıcı,vokalist

sangria[n]

sangria,İspanyol şaraplı kokteyl

sanieren[v]

yenilemek,restore etmek

sanitärbereich[n]
sanitärsystem[n]

sıhhi tesisat sistemi,boru tesisatı

sanitäter[n]
sankt-petersfisch[n]

Aziz Petrus balığı,Saint Peter balığı

sanktion[n]
sardelle[n]
sardine[n]

sardalya,sardalye

sarkasmus[n]

alay,iğneleyici ironi

satellit[n]
satire[n]

yergi

satt[adj]

tok,doymuş

sattelzug[n]

tır,yarı römorklu kamyon

satz[n]

cümle,tümce

satzbau[n]
satzergänzung[n]
satzteil[n]
sau[n]
sauber[adj]

temiz,düzenli

sauer[adj]

ekşi,mayhoş

sauerkirsche[n]
saufen[v]
säugen[v]
säugetier[n]

memeli,memeli hayvan

säule[n]

sütun,direk

säulendiagramm[n]

çubuk grafik,sütun grafiği

saum[n]
savanne[n]
saxofon[n]

saksafon,saksofon

scanner[n]

tarayıcı,sayısallaştırıcı

schach[n]

satranç,satranç oyunu

schachtel[n]

kutu,karton

schade[adv]

yazık,ne yazık

schädel[n]
schaden[n][v]

hasar,zarar • zarar vermek, hasar vermek

schadhaft[adj]

kusurlu,arızalı

schädigen[v]
schädlich[adj]

zararlı,kötü

schädling[n]

zararlı,haşere

schaf[n]

koyun,kuzu

schäferhund[n]
schaffen[v]

başarmak,gerçekleştirmek

schaffung[n]
schakal[n]
schal[n]

atkı,şal

schale[n]

kabuk,kabuk

schälen[v]

soymak

schalentiere[n]

kabuklu deniz ürünleri,kabuklular

schalotte[n]

frenk soğanı,arap soğanı

schalten[v]

bir anahtarı çalıştırmak,durumu veya modu değiştirmek

schalter[n]

anahtar,şalter

LanGeek
Uygulamayı İndir