Ara
rétablir
01
iyileşmek, düzelmek
retrouver la santé après une maladie ou une blessure
Örnekler
Mon grand-père s' est bien rétabli après sa pneumonie.
Büyükbabam zatürreden sonra iyi iyileşti.
02
eski haline getirmek, onarmak
remettre quelque chose dans son état initial ou fonctionnel
Örnekler
La ville a rétabli le pont endommagé.
Şehir, hasarlı köprüyü yeniden inşa etti.
03
yeniden kurmak, onarmak
remettre une situation sous contrôle
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
rétablis
1. çoğul kişi
rétablissons
gelecek zamanda 1. kişi
rétablirai
şimdiki zaman ortacı
rétablissant
geçmiş zaman ortacı
rétabli
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
rétablissions
Örnekler
Ce compromis rétablit l' harmonie familiale.
Bu uzlaşma aile uyumunu yeniden sağlar.
04
yeniden kurmak, bağlantıyı sağlamak
rouvrir un canal de communication
Örnekler
La ligne téléphonique a été rétablie.
Telefon hattı yeniden kuruldu.



























