Ara
Le devoir
01
ödev, ev ödevi
travail que l'élève doit faire à la maison ou à l'école
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
devoirs
Örnekler
Le professeur a corrigé tous les devoirs.
Öğretmen tüm ödevleri düzeltti.
02
görev, yükümlülük
ce qu'une personne doit moralement ou légalement faire
Örnekler
Le médecin a le devoir de soigner ses patients.
Doktorun, hastalarına bakma görevi vardır.
devoir
01
zorunda olmak, mecbur olmak
être obligé de faire quelque chose
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzensiz
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
dois
1. çoğul kişi
devons
gelecek zamanda 1. kişi
devrai
şimdiki zaman ortacı
devant
geçmiş zaman ortacı
dû
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
devions
Örnekler
Nous devons respecter les règles.
Biz kurallara saygı göstermeliyiz.
02
borçlu olmak, ödemek zorunda olmak
être redevable de quelque chose à quelqu'un (argent, service...)
Örnekler
Elle lui doit la vie.
O, ona hayatını borçludur.



























