Ara
coincer
01
sıkıştırmak, tuzağa düşürmek
bloquer ou serrer quelque chose, ou être pris au piège
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
coince
1. çoğul kişi
coinçons
gelecek zamanda 1. kişi
coincerai
geçmiş zaman ortacı
coincé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
coincions
Örnekler
Je me suis coincé le doigt dans la porte.
Parmağımı kapıda sıkıştırdım.
02
köşeye sıkıştırmak, zor durumda bırakmak
mettre quelqu'un dans une situation difficile sans issue, souvent par des questions ou des pressions
Örnekler
Ils ont réussi à coincer l' entreprise avec des preuves accablantes.
Şirketi ezici kanıtlarla sıkıştırmayı başardılar.
03
sıkıştırmak, takılı bırakmak
bloquer ou serrer quelque chose de manière à l'immobiliser
Örnekler
Le tiroir est coincé, je n' arrive pas à l' ouvrir.
Çekmece sıkışmış, açamıyorum.



























