affoler
01
korkutmak, paniğe kapılmak
provoquer une grande peur ou désordre chez quelqu'un
Örnekler
Les rumeurs ont affolé tout le quartier.
Söylentiler tüm mahalleyi telaşa verdi.
02
paniğe kapılmak, telaşlanmak
devenir très inquiet ou paniqué
Örnekler
Ne t' affole pas, tout va bien se passer.
Panik yapma, her şey yoluna girecek.
03
telaşlandırmak, panikletmek
rendre quelqu'un très inquiet ou paniqué
Örnekler
L' annonce de l' orage a affolé les enfants.
Fırtına duyurusu çocukları paniğe sürükledi.



























