affirmer
01
iddia etmek, savunmak
déclarer quelque chose avec certitude ou conviction
Örnekler
Ils affirment que le projet sera terminé à temps.
İddia ediyorlar ki proje zamanında tamamlanacak.
02
kanıtlamak, ispatlamak
prouver la vérité ou la réalité de quelque chose
Örnekler
Ces données affirment la tendance observée.
Bu veriler gözlemlenen eğilimi doğruluyor.
03
kendini göstermek, kendini kanıtlamak
se montrer avec assurance, renforcer sa position ou sa personnalité
Örnekler
Dans l' entreprise, il s' est affirmé rapidement.
Şirkette, kendisini hızlı bir şekilde kanıtladı.



























