poliomyélitepou
/ 10
poliomyélitepou
poliomyélite[n]

çocuk felci,poliomyelit

polir[v]

parlatmak,cilalamak

politicien[n]
politique[n][adj]

politika • siyasi,politik

pollinisation[n]
polluant[adj]

kirletici,çevreyi kirleten

pollué[adj]

kirli,kirlenmiş

polluer[v]

kirletmek,bozmak

pollueur[n]
pollution[n]

kirlilik,çevre kirliliği

pollution sonore[n]

gürültü kirliliği,ses kirliliği

polo[n]

polo,polo t-shirt

pologne[n]
polonais[adj][n]
polychrome[adj]
polyester[n]

polyester,polyester elyaf

polygone[n]

çokgen,poligon

pom-pom girl[n]

amigo,tezahüratçı

pommade[n]

merhem,pomad

pomme[n]

elma,elma meyvesi

pomme d'adam[n]

adem elması,gırtlak çıkıntısı

pomme de douche[n]

duş başlığı,duş kafası

pomme de terre[n]

patates,yer elması

pomme de terre au four[n]

fırında patates,fırın patates

pompage[n]
pompe[n]
pompier[n]

itfaiyeci,yangın söndürücü

poncer[v]

zımparalamak,zımpara ile düzeltmek

ponceuse[n]

zımpara makinesi,eğe

poncho[n]

ponço,panço

ponctualité[n]

dakiklik,zamanında olma

ponctuel[adj]

dakik,zamanında

pondéré[adj]

dengeli,ölçülü

pondre[v]

yumurtlamak,bırakmak

poney[n]

midilli,poni

pont[n]

köprü,vaduk

pont en acier[n]

çelik köprü,metal köprü

pont en arc[n]

kemer köprü,ark köprüsü

pont suspendu[n]

asma köprü,askılı köprü

pont-levis[n]

açılır kapanır köprü,kaldırma köprü

pop[adj]

pop,popüler

pop-corn[n]

patlamış mısır,mısır patlağı

populaire[adj]

popüler,tanınmış

popularité[n]

popülerlik,halkın beğenisi

population[n]

nüfus,halk

porc[n]

domuz eti,domuz

porc-épic[n]

kirpi,dikenli domuz

porcelaine[n]

porselen,ince seramik

porcelaine fine[n]

ince porselen,kaliteli porselen

porcelet[n]

domuz yavrusu,domuzcuk

porche[n]

revak,sundurma

porcin[adj]
pore[n]

gözenek,cilt gözeneği

porridge[n]

lapa,yulaf lapası

port[n]

liman,iskele

portable[adj][n]

taşınabilir,portatif • cep telefonu,mobil telefon

portail[n]

kapı,giriş kapısı

portant[n]

askılık,giysi askısı

porte[n]

kapı,giriş

porte d'entrée[n]

ana kapı,giriş kapısı

porte de service[n]

servis kapısı,ikincil kapı

porte tournante[n]

döner kapı,dönel kapı

porte-bonheur[n][adj]

şans tılsımı,uğur getiren nesne • şans getiren,uğurlu

porte-courrier[n]

posta kutusu,mektup tutucu

porte-fenêtre[n]

pencere kapısı,cam kapı

porte-monnaie[n]

para cüzdanı,madeni para cüzdanı

porte-parole[n]

sözcü,temsilci

porte-serviettes[n]

havlu askısı,havlu askılığı

portée[n]

yavru,doğum

portefeuille[n]

cüzdan,portföy

portemanteau[n]

askılık,elbise askısı

porter[v]

taşımak

porteur[n][adj]

sahip,hamil • taşıyıcı,bulaştırıcı

portfolio[n]

çalışma dosyası,portföy

portière[n]

araba kapısı,otomobil kapısı

portion[n]

porsiyon,pay

portrait[n]

portre,resim

portugais[adj][n]

Portekizli,Portekizce • Portekizli

portugal[n]

Portekiz,Portekiz

pose[n]

kurulum,yerleştirme

poser[v]

koymak,yerleştirmek

positif[adj]

pozitif,olumlu

posséder[v]

sahip olmak,elinde bulundurmak

possibilité[n]

olasılık,imkân

possible[adj]

mümkün,olası

poste[n]

posta ofisi,postane

poste de télévision[n]

televizyon,televizyon cihazı

poste de travail[n]

çalışma istasyonu,iş istasyonu

postface[n]

son söz,son bölüm

postuler[v]

başvurmak,talep etmek

posture[n]

duruş,pozisyon

pot[n]

kavanoz,kutu

potable[adj]
potage[n]
potager[n]

sebze bahçesi,bostan

potentiel[n]

potansiyel,yetenek

poterie[n]

çömlekçilik,seramik

potier[n]

çömlekçi,seramikçi

potin[n]

dedikodu,gıybet

pou[n]

bit,sirke

LanGeek
Uygulamayı İndir