paralyserpâtes
/ 10
paralyserpâtes
paralyser[v]

felç etmek,hareketsiz bırakmak

paranoïaque[adj][n]

paranoyak,paranoyakça • paranoyak,paranoyak kişi

paranormal[adj]
parapente[n]

parapente,parapente

parapet[n]

parapet,korkuluk

parapluie[n]

şemsiye,yağmurluk

parasol[n]

şemsiye,güneş şemsiyesi

parasurtenseur[n]

aşırı gerilim koruyucu,voltaj dalgalanma koruyucusu

parc[n]

park,halka açık yeşil alan

parc naturel[n]

doğal park,tabiat parkı

parce que[conj]

çünkü,zira

parcelle[n]

parsel,arsa

parcourir[v]

göz atmak,şöyle bir bakmak

parcours[n]

rota,güzergâh

pardessus[n]

palto,pardösü

pare-brise[n]

ön cam

pare-feu[n]

yangın bariyeri,yangın perdesi

pareil[adj][adv][n]

aynı,benzer • benzer şekilde,aynı şekilde • benzeri,eşi

pareillement[adv]
parenté[n]

akrabalık,hısımlık

parents[n]

ebeveynler,ana baba

parer[v]
paresse[n]
paresseux[adj][n]

tembel,üşengeç • tembel hayvan,sloth

parfait[adj]

mükemmel,kusursuz

parfois[adv]

bazen,ara sıra

parfum[n]

parfüm,koku

parfumer[v]

parfümlemek,kokulandırmak

pari[n]

bahis,iddia

parier[v]

bahis oynamak

parisien[adj]
parité[n]

eşitlik,denklik

parka[n]

parka,kaban

parking[n]

otopark,park yeri

parkour[n]

parkour,serbest koşu

parlant[adj]

anlamlı,ifadeli

parlement[n]

parlamento,yasama meclisi

parlementaire[adj][n]
parler[v][n]

konuşmak,söylemek • konuşma,hitabet

parler dans sa barbe[phrase]
parme[n][adj]

Parma,Parma şehri • leylak rengi,açık mor

parmi[prep]

arasında,içinde

parodie[n]

parodi,alay

paroi[n]
parole[n]

konuşma,söz

parquet[n]

parke,ahşap zemin

parrainage[n]

sponsorluk,destek

parrainer[v]

sponsor olmak,desteklemek

part[n]

pay,kısım

partagé[adj]
partager[v]

paylaşmak,bölüşmek

partenaire[n]
partenariat[n]

ortaklık,iş birliği

parti[n]

parti,siyasi parti

parti pris[n]
participant[n]

katılımcı,iştirakçi

participation[n]

katılım,iştirak

participe[n]

ortaç,fiilimsi

participer[v]

katılmak,iştirak etmek

particularité[n]

özellik,ayrıcalık

particulier[adj][n]

özel,kişisel • birey,şahıs

particulièrement[adv]
partie[n]

parça,kısım

partir[v]

ayrılmak,gitmek

partir à la retraite[phrase]
partition[n]

partisyon,müzik partisyonu

partout[adv]

her yerde,her taraf

parution[n]

yayın,çıkış

parvenir[v]
passage[n]

geçit,pasaj

passage piétons[n]

yaya geçidi,yaya yolu

passager[n]

yolcu,misafir

passe[n]

pas,pas

passé[n]

geçmiş,mazi

passe-partout[n][adj]

anahtar,evrensel anahtar • çok amaçlı,her işe yarar

passe-temps[n]

hobi,boş zaman uğraşı

passeport[n]

pasaport,seyahat belgesi

passer[v]

uğramak,gelmek

passer au rouge[phrase]
passerelle[n]

yaya köprüsü,geçit köprüsü

passif[adj][n]

pasif,edilgen • pasif,borçlar

passion[n]

tutku,ihtiras

passionnant[adj]

heyecan verici,sürükleyici

passionné[adj]

tutkulu,hevesli

passionnel[adj]

tutkulu,aşk dolu

passionner[v]

tutku duymak,heyecanlanmak

passoire[n]

süzgeç,kevgir

pastel[n][adj]

pastel,pastel boya • soluk,hafif

pastèque[n]

karpuz,kavun

pasteur[n]
pasteurisation[n]
pasteuriser[v]

pastörize etmek,pastörizasyon işlemi uygulamak

pastrami[n]

pastırma,pastrami

patate douce[n]

tatlı patates,yer elması

patch[n]
pâte[n]

hamur,yoğurma

pâté[n]
pâte d'amande[n]

badem ezmesi,badem şekeri

paternel[adj][n]

baba tarafından,babacan • baba,peder

pâtes[n]

hamur,yoğurma

LanGeek
Uygulamayı İndir