Ara
acometer
01
saldırmak, hücum etmek
atacar o emprender una acción contra alguien de manera violenta o repentina
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
1. tekil kişi
acometo
3. tekil kişi
acomete
şimdiki zaman ortacı
acometiendo
basit geçmiş zaman
acometió
geçmiş zaman ortacı
acometido
Örnekler
El perro guardián acometió al intruso sin dudarlo.
Bekçi köpeği, tereddüt etmeden davetsiz misafire saldırdı.
02
saldırmak, üstüne gelmek
afectar a alguien de manera súbita y fuerte un sentimiento, impulso o estado
Örnekler
El pánico acometió a la multitud cuando sonaron las explosiones.
Patlamalar duyulduğunda panik kalabalığı sardı.
03
üstlenmek, girişmek
empezar o emprender una tarea, proyecto o acción con decisión y esfuerzo
Örnekler
Es hora de acometer los cambios necesarios en nuestra rutina.
Rutinimizde gerekli değişiklikleri gerçekleştirmenin zamanı geldi.



























