indefinite
in
ˌɪn
in
de
ˈdɛ
de
fi
fe
nite
nət
net
British pronunciation
/ɪndˈɛfɪnət/

"indefinite"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

indefinite
01

belirsiz, kesin olmayan

not precisely or clearly defined, stated, or known
indefinite definition and meaning
example
Örnekler
She described her feelings in an indefinite manner, avoiding specific details that might clarify her thoughts.
Duygularını belirsiz bir şekilde tanımladı, düşüncelerini netleştirebilecek belirli ayrıntılardan kaçındı.
02

belirsiz, sınırsız

lasting for an unspecified length of time
example
Örnekler
She received an indefinite leave of absence from work due to personal reasons.
Kişisel nedenlerden dolayı işten belirsiz bir izin aldı.
03

kararsız, belirsiz

being undecided about a particular choice or outcome
example
Örnekler
Even after several discussions, she was still indefinite about whether to move to a new city or stay put.
Birkaç tartışmadan sonra bile, yeni bir şehre taşınmak ya da olduğu yerde kalmak konusunda hâlâ kararsızdı.
04

kararsız, belirsiz

feeling uncertain about something
example
Örnekler
They felt indefinite about their travel plans.
Seyahat planları hakkında kararsız hissettiler.
05

belirsiz

(of a grammatical component) used to refer to general or unfamiliar persons, things, or concepts
example
Örnekler
When asking for help, she used an indefinite reference, saying, " Can someone assist me with this task? "
Yardım isterken, "Biri bu görevde bana yardım edebilir mi?" diyerek belgisiz bir referans kullandı.
06

belirsiz

(of an integral) not evaluated between specific limits
example
Örnekler
When faced with the indefinite integral, he realized that the lack of limits meant he had to express the solution in a general form.
Belirsiz integral ile karşılaştığında, limitlerin olmamasının çözümü genel bir formda ifade etmesi gerektiği anlamına geldiğini fark etti.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store