to forbid
Pronunciation
/fɝˈbɪd/, /fɔˈbɪd/

"forbid"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to forbid
01

yasaklamak

to not give permission typically through the use of authority, rules, etc.
Transitive: to forbid an action
to forbid definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
forbid
3. tekil kişi
forbids
şimdiki zaman ortacı
forbidding
basit geçmiş zaman
forbade
geçmiş zaman ortacı
forbidden
Örnekler
The law forbids smoking in public places like restaurants and bars.
Yasa, restoranlar ve barlar gibi halka açık yerlerde sigara içmeyi yasaklar.
02

olanak vermemek

to make something impossible or prevent it from happening
Transitive: to forbid an activity
Örnekler
The damaged bridge forbade vehicular traffic, forcing commuters to find alternative routes.
Hasarlı köprü araç trafiğini yasakladı, bu da yolcuların alternatif rotalar bulmasını zorunlu kıldı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store