Ara
abject
01
sefil, perişan
marked by severe hardship or extremely unpleasantness
Örnekler
The abandoned children lived in abject neglect.
Terk edilmiş çocuklar aşağılık bir ihmal içinde yaşadılar.
02
ezici, yıkıcı
completely overwhelming in its emotional or psychological effect
Örnekler
The team 's loss brought abject disappointment.
Takımın yenilgisi aşağılık bir hayal kırıklığı getirdi.
03
aşağılık, zillete düşmüş
displaying total submission or self-humiliation
Örnekler
His abject surrender shocked even his enemies.
Onun aşağılık teslimiyeti düşmanlarını bile şaşırttı.
to abject
01
reddetmek, aşağılamak
to cast off or reject someone or something, particularly with a sense of contempt or inferiority
Örnekler
The teacher ’s harsh criticism abjected the student ’s efforts, making him doubt his abilities.
Öğretmenin sert eleştirileri öğrencinin çabalarını aşağıladı, bu da onun yeteneklerinden şüphe etmesine neden oldu.
Leksikal Ağaç
abjectly
abject



























