Ara
encompassing
Örnekler
The encompassing ocean surrounded the small, remote island.
Kuşatan okyanus, küçük, uzak adayı çevreledi.
02
kapsamlı, kuşatıcı
including or covering a wide range or scope
Örnekler
The research project aimed at providing an encompassing analysis of environmental factors affecting biodiversity, considering both local and global influences.
Araştırma projesi, hem yerel hem de küresel etkileri göz önünde bulundurarak, biyoçeşitliliği etkileyen çevresel faktörlerin kapsamlı bir analizini sunmayı amaçladı.
Leksikal Ağaç
encompassing
encompass
compass



























