Ara
to eat into
[phrase form: eat]
01
kemirmek, aşındırmak
to keep making someone upset or angry by consistently doing things that bother them
Örnekler
His continuous disregard for others ' opinions began to eat into the harmony of the group, creating tension.
Başkalarının görüşlerine karşı sürekli kayıtsız kalması, grubun uyumunu kemirmeye başladı ve gerginlik yarattı.
02
aşındırmak, tüketmek
to use or take away a significant portion of something valuable, often resulting in a reduction
Örnekler
Constant interruptions during work hours can eat into productivity and efficiency.
Çalışma saatleri boyunca sürekli kesintiler, verimliliği ve etkinliği aşındırabilir.



























