Ara
disconsolate
01
yüreği yanık
so sad that makes comforting very difficult
Örnekler
The disconsolate child sat quietly in the corner, unwilling to talk or play.
Teselli edilemez çocuk sessizce köşede oturdu, konuşmak ya da oynamak istemiyordu.
02
acılı
cheerless and causing depression
Örnekler
The disconsolate room, with its dark walls and broken furniture, seemed to echo the sadness inside.
Karanlık duvarları ve kırık mobilyalarıyla mutsuz oda, içerideki hüznü yankılıyor gibiydi.
Leksikal Ağaç
disconsolately
disconsolateness
disconsolate



























