Ara
Disadvantage
01
dezavantaj
a situation that has fewer or no benefits over another, which makes succeeding difficult
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
disadvantages
Örnekler
Her inability to speak the local language was a major disadvantage during the job interview.
Yerel dili konuşamaması, iş görüşmesi sırasında büyük bir dezavantaj oldu.
to disadvantage
01
başarı şansını azaltmak
to reduce someone or something's chance of success compared to that of other people or things
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
disadvantage
3. tekil kişi
disadvantages
şimdiki zaman ortacı
disadvantaging
basit geçmiş zaman
disadvantaged
geçmiş zaman ortacı
disadvantaged
Örnekler
Starting the project without proper funding will disadvantage the entire team.
Projeye uygun fonlama olmadan başlamak, tüm ekibi dezavantajlı duruma düşürecektir.
Leksikal Ağaç
disadvantage
advantage



























