Ara
to darken
01
kararmak, koyulaşmak
to become darker in color or shade
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
darken
3. tekil kişi
darkens
şimdiki zaman ortacı
darkening
basit geçmiş zaman
darkened
geçmiş zaman ortacı
darkened
Örnekler
As the storm clouds gathered, the sky began to darken, casting shadows over the landscape.
Fırtına bulutları toplanırken, gökyüzü kararmaya başladı ve manzara üzerine gölgeler düşürdü.
02
karartmak, koyulaştırmak
to make something less light in color, often turning it towards a darker shade
Transitive: to darken color of something
Örnekler
The storm clouds are currently darkening the sky.
Fırtına bulutları şu anda gökyüzünü karartıyor.
03
karartmak, lekelemek
to diminish or stain the favorable qualities of something or cast doubt upon it
Transitive: to darken sth
Örnekler
The scandal darkened his once-spotless reputation, leaving him ostracized by his peers.
Skandal, bir zamanlar lekesiz olan itibarını kararttı, onu akranları tarafından dışlanmış halde bıraktı.
Leksikal Ağaç
darkened
darkening
darkening
darken
dark



























