Ara
Countenance
01
yüz
someone's face or facial expression
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
countenances
Örnekler
His countenance brightened when he saw his long-lost friend approaching.
Uzun zamandır kayıp olan arkadaşını yaklaşırken görünce yüzü aydınlandı.
02
onay
a confirmation that is clearly expressed
Örnekler
Her joyful countenance showed her excitement about the promotion.
Onun neşeli yüz ifadesi, terfi hakkındaki heyecanını gösteriyordu.
03
sükunet, vakar
a composed facial bearing that reflects inner emotional control or mental steadiness, especially under pressure
Örnekler
He entered the courtroom with a countenance that concealed any trace of anxiety.
Mahkeme salonuna, herhangi bir endişe izini gizleyen bir yüz ifadesiyle girdi.
to countenance
01
onaylamak
to agree and not oppose to something that one generally finds unacceptable or unpleasant
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
countenance
3. tekil kişi
countenances
şimdiki zaman ortacı
countenancing
basit geçmiş zaman
countenanced
geçmiş zaman ortacı
countenanced
Örnekler
The government refused to countenance any form of corruption within its ranks.
Hükümet, safları içinde herhangi bir yolsuzluk biçimini hoş görmeyi reddetti.



























