countenance
coun
ˈkaʊn
kaun
te
te
nance
nəns
nens
/kˈa‍ʊntənəns/

"countenance"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Countenance
01

yüz

someone's face or facial expression
countenance definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
countenances
Örnekler
His countenance brightened when he saw his long-lost friend approaching.
Uzun zamandır kayıp olan arkadaşını yaklaşırken görünce yüzü aydınlandı.
02

onay

a confirmation that is clearly expressed
Örnekler
Her joyful countenance showed her excitement about the promotion.
Onun neşeli yüz ifadesi, terfi hakkındaki heyecanını gösteriyordu.
03

sükunet, vakar

a composed facial bearing that reflects inner emotional control or mental steadiness, especially under pressure
Örnekler
He entered the courtroom with a countenance that concealed any trace of anxiety.
Mahkeme salonuna, herhangi bir endişe izini gizleyen bir yüz ifadesiyle girdi.
to countenance
01

onaylamak

to agree and not oppose to something that one generally finds unacceptable or unpleasant
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
countenance
3. tekil kişi
countenances
şimdiki zaman ortacı
countenancing
basit geçmiş zaman
countenanced
geçmiş zaman ortacı
countenanced
Örnekler
The government refused to countenance any form of corruption within its ranks.
Hükümet, safları içinde herhangi bir yolsuzluk biçimini hoş görmeyi reddetti.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store