to cohabit
Pronunciation
/koʊˈhæbɪt/

"cohabit"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to cohabit
01

birlikte yaşamak

(typically of unmarried couples) to live together in the same residence
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
durum fiili
düzenli
şimdiki zaman
cohabit
3. tekil kişi
cohabits
şimdiki zaman ortacı
cohabiting
basit geçmiş zaman
cohabited
geçmiş zaman ortacı
cohabited
Örnekler
They have been cohabiting for five years but have no plans to marry.
Beş yıldır birlikte yaşıyorlar ancak evlenmeyi planlamıyorlar.
02

birlikte yaşamak, aynı alanda yaşamak

to live together in the same space
Intransitive
Örnekler
The two families had to cohabit temporarily after the flood destroyed one of their homes.
Sel, evlerinden birini yok ettikten sonra iki aile geçici olarak birlikte yaşamak zorunda kaldı.
03

birlikte var olmak, bir arada yaşamak

to exist together, often implying harmony or cooperation between different entities or groups
Intransitive
Örnekler
Employees from different cultural backgrounds learned to cohabit and create a more inclusive work environment.
Farklı kültürel geçmişlerden gelen çalışanlar, birlikte yaşamayı ve daha kapsayıcı bir çalışma ortamı yaratmayı öğrendiler.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store