Ara
Welter
01
bir karmakarışıklık, bir yığın
a large, disordered mass of things
Örnekler
The new app 's dashboard unleashed a welter of charts that overwhelmed users.
Yeni uygulamanın kontrol paneli, kullanıcıları bunaltan bir sel grafik ortaya çıkardı.
to welter
01
içinde yuvarlanmak
to be deeply involved, absorbed, or overwhelmed by something
Örnekler
Students weltered in exam preparation during the final week.
Öğrenciler son hafta sınav hazırlığında boğuştu.
02
yuvarlanmak, kıvrılarak hareket etmek
to move about by twisting, turning, or rolling
Örnekler
She weltered in discomfort after the long hike.
Uzun yürüyüşten sonra rahatsızlık içinde kıvranıyordu.
03
çalkalanmak, savrulmak
to be tossed about in an irregular, unsteady, or chaotic manner, like waves or crowds
Örnekler
Smoke weltered from the chimney in uneven plumes.
Duman, bacadan düzensiz dumanlar halinde dalgalanıyordu.
04
yuvarlanmak, uzanmak
to be sprawled, lying, or immersed in blood
Örnekler
The novel described rebels weltering in the aftermath of the ambush.
Roman, pusunun ardından kanlar içinde yatan isyancıları anlatıyordu.
Leksikal Ağaç
welter
welt



























