Ara
wearily
Örnekler
I blinked wearily at the screen, struggling to stay focused.
Ekrana yorgun bir şekilde göz kırptım, odaklanmaya çalışıyordum.
02
yorgun bir şekilde, bıkkınlıkla
in a way that expresses boredom, disinterest, or tiredness from repeated experience
Örnekler
She smiled wearily at yet another cliché comment from the audience.
Seyirciden gelen bir klişe yorum karşısında bıkmış bir şekilde gülümsedi.
Leksikal Ağaç
wearily
weary



























