Ara
savagely
01
vahşice, acımasızca
with physical aggression likely to cause serious harm
Örnekler
Protesters savagely clashed with riot police.
Protestocular, çevik kuvvet polisiyle vahşice çatıştı.
02
vahşice, acımasızca
in a way that harshly and aggressively criticizes someone or something
Örnekler
The writer savagely mocked celebrity culture in her latest column.
Yazar, son köşe yazısında ünlü kültürünü acımasızca alaya aldı.
03
vahşice, öfkeyle
in a manner that expresses strong anger or intensity of feeling
Örnekler
" You 're lying! " he said savagely, barely holding back tears.
« Yalan söylüyorsun! » dedi vahşice, gözyaşlarını zorlukla tutarak.
04
vahşice, acımasızca
to a very great, extreme, or intense degree
Örnekler
The storm savagely battered the coastline for hours.
Fırtına, saatlerce kıyı şeridini vahşice dövdü.



























