to rumble
Pronunciation
/ˈɹəmbəɫ/

"rumble"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to rumble
01

gümbürdemek, uğuldamak

to create a continuous, deep sound
Intransitive
to rumble definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
rumble
3. tekil kişi
rumbles
şimdiki zaman ortacı
rumbling
basit geçmiş zaman
rumbled
geçmiş zaman ortacı
rumbled
Örnekler
The volcano rumbled, signaling potential volcanic activity.
Yanardağ gürledi, potansiyel volkanik aktiviteye işaret ediyor.
02

gürlemek, homurdanmak

to make a deep, continuous sound while moving
Intransitive
Örnekler
The old car rumbled to life after sitting in the garage for months.
Eski araba, aylarca garajda durduktan sonra gürleyerek hayata döndü.
03

guruldama, homurdanma

to make a low, continuous noise, often caused by hunger or digestion in the stomach
Örnekler
My stomach always rumbles when I ’m nervous and have n’t eaten.
Sinirli olduğumda ve yemek yemediğimde midem her zaman guruldar.
Rumble
01

gümbürtü, gürleme

a long, deep sound or series of sounds
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
rumbles
Örnekler
An earthquake caused a low rumble under the ground.
Bir deprem, yerin altında düşük bir gürültü neden oldu.
02

kavga, dövüş

a fight or brawl that takes place on the streets
slang
Örnekler
The crews were rumbling all weekend in the neighborhood.
Çeteler hafta sonu boyunca mahallede kavga ediyordu.
03

bir arabanın arkasındaki uşak koltuğu, bir arabanın arkasındaki bagaj bölmesi

a servant's seat (or luggage compartment) in the rear of a carriage
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store