to rumble
rum
ˈrʌm
ram
ble
bəl
bēl
ramblerumplerubble

"rumble"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to rumble
01

gümbürdemek, uğuldamak

to create a continuous, deep sound 
Intransitive
to rumble definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
rumble
3. tekil kişi
rumbles
şimdiki zaman ortacı
rumbling
basit geçmiş zaman
rumbled
geçmiş zaman ortacı
rumbled
Örnekler
Thunder rumbled in the distance as the storm approached. 

Fırtına yaklaşırken, uzakta gök gürledi.

02

gürlemek, homurdanmak

to make a deep, continuous sound while moving 
Intransitive
Örnekler
The heavy truck rumbled down the street, shaking the ground beneath it. 

Ağır kamyon, sokakta gürleyerek ilerliyordu, altındaki zemini sarsıyordu.

03

guruldama, homurdanma

to make a low, continuous noise, often caused by hunger or digestion in the stomach 
Örnekler
His stomach rumbled loudly during the quiet meeting. 

Sessiz toplantı sırasında midesi yüksek sesle guruldadı.

Rumble
01

gümbürtü, gürleme

a long, deep sound or series of sounds 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
rumbles
Örnekler
The rumble of thunder shook the windows. 

Gök gürültüsünün gümbürtüsü pencereleri salladı.

02

kavga, dövüş

a fight or brawl that takes place on the streets 
argo
Örnekler
A rumble broke out after the argument at the corner. 

Köşedeki tartışmanın ardından bir kavga çıktı.

03

bir arabanın arkasındaki uşak koltuğu, bir arabanın arkasındaki bagaj bölmesi

a servant's seat (or luggage compartment) in the rear of a carriage 
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store