regard
re
ri
gard
ˈgɑ:d
gaad
retardreward

"regard"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Regard
01

bakış, gözlem

a steady or fixed look, often of attention or contemplation 
regard definition and meaning
Örnekler
He held her in a long regard across the room. 

Odayı boydan boya ona uzun bir bakışla tuttu.

02

saygı, hürmet

an attitude of respect, admiration, or esteem toward someone or something 
regard definition and meaning
Örnekler
His achievements brought him regard in the community. 

Başarıları ona toplumda saygı kazandırdı.

03

ayrıntı, yön

a particular detail, aspect, or point of consideration 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
regards
Örnekler
He made a comment in regard to the new policy. 

Yeni politika hakkında bir yorum yaptı.

04

özen, dikkat

care, attention, or concern shown toward children or vulnerable individuals 
Örnekler
Teachers must act in regard for their students' safety. 

Öğretmenler, öğrencilerinin güvenliği konusunda dikkat ile hareket etmelidir.

05

selamlar, saygılar

expressions of goodwill or concern for someone's welfare 
Örnekler
Give my regards to your family. 

Ailene selamlarımı ilet.

06

saygı, itibar

the state of being honored, respected, or well thought of 
Örnekler
He rose to prominence and regard in his field. 

Alanında öne çıktı ve saygınlık kazandı.

to regard
01

...olarak kabul etmek

to think about someone or something in a specified way 
Complex Transitive: to regard sb/sth as sth
to regard definition and meaning
Örnekler
She regards her colleagues as valuable contributors to the team. 

O, meslektaşlarını takımın değerli katkıda bulunanları olarak görür.

02

dikkatle bakmak

to pay close attention to something by looking at it carefully 
Transitive: to regard sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
regard
3. tekil kişi
regards
şimdiki zaman ortacı
regarding
basit geçmiş zaman
regarded
geçmiş zaman ortacı
regarded
Örnekler
She regarded the painting for several minutes, taking in every detail. 

O, birkaç dakika boyunca tabloyu inceledi, her detayı içine çekti.

03

ilgili olmak, bağlantılı olmak

to be related to or connected with something 
Transitive: to regard sth
Örnekler
The decision regards the future of the company and its employees. 

Karar, şirketin ve çalışanlarının geleceğini ilgilendirir.

Leksikal Ağaç

disregard
regardful
regardless
regard
App
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store