outdoors
Pronunciation
/ˈaʊtˌdɔrz/

"outdoors"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

outdoors
01

dışarıda

not inside a building or enclosed space
outdoors definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
karşılaştırılamaz
Örnekler
They set up a projector and watched a movie outdoors.
Bir projektör kurup açık havada bir film izlediler.
Outdoors
01

açık alan

the world of nature outside human-built environments, often associated with wilderness, recreation, and open landscapes
outdoors definition and meaning
Örnekler
The guide emphasized safety when exploring the remote outdoors.
Rehber, uzak açık hava alanlarını keşfederken güvenliğin önemini vurguladı.
02

açık hava, dışarısı

the external environment outside of any enclosed or indoor space
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılamaz
Örnekler
The cabin had large windows that gave a clear view of the outdoors.
Kabin, dışarısının net bir görünümünü sağlayan büyük pencerelere sahipti (açık hava).
outdoors
01

açık hava, dış mekan

relating to or designed for activities outside, typically in natural environments
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
ilişkisel
derecelendirilemez
Örnekler
The store offers a variety of outdoors equipment, including backpacks and tents.
Mağaza, sırt çantaları ve çadırlar da dahil olmak üzere çeşitli açık hava ekipmanları sunmaktadır.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store