midway
mid
ˈmɪd
mid
way
ˌweɪ
vey
British pronunciation
/mˈɪdwe‍ɪ/

"midway"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

midway
01

yarı yolda, yolun ortasında

at half the distance between two locations
midway definition and meaning
example
Örnekler
The river splits the town midway, creating distinct neighborhoods.
Nehir kasabayı ortadan ikiye ayırır ve farklı mahalleler oluşturur.
1.1

yarı yolda, ortasında

at a midpoint in an ongoing action or event
example
Örnekler
He lost interest midway during the lengthy lecture.
Uzun konferans sırasında yarı yolda ilgisini kaybetti.
1.2

orta yolda, iki durum arasında

in between two states or qualities
example
Örnekler
The sky turned a color midway between blue and gray.
Gökyüzü mavi ile gri arasında orta noktada bir renge dönüştü.
midway
01

orta, yarı yolda

occupying a central position within a defined space, time, or sequence
midway definition and meaning
example
Örnekler
The midway chapters of the novel reveal the protagonist's secret.
Romanın orta bölümleri, ana karakterin sırrını ortaya çıkarır.
1.1

ara, orta yol

exhibiting characteristics of two distinct things
example
Örnekler
His opinion took a midway stance, avoiding extreme views.
Onun görüşü, aşırı görüşlerden kaçınarak orta yol bir duruş sergiledi.
Midway
01

orta yol, merkezi bölge

a central zone at fairs, exhibitions, or amusement parks featuring games, rides, food stalls, and other attractions
example
Örnekler
Food trucks lined the midway, selling everything from funnel cakes to corn dogs.
Yemek kamyonları, huni keklerden mısır köpeklerine kadar her şeyi satan orta yol boyunca sıralanmıştı.
02

ana yol, merkezi geçit

a wide main pathway in facilities like railroad yards or factories, flanked by work buildings or storage areas
example
Örnekler
The factory 's midway allowed forklifts to move supplies efficiently.
Fabrikanın ana geçidi, forkliftlerin malzemeleri verimli bir şekilde taşımasına izin verdi.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store